İngilizce başlayan blog maceram Türkçe devam edecek gibi duruyor. Yazmanın bir alışkanlık haline gelmesi için, kendimi geliştirmek amacıyla seçtiğim bu yol farklı yönlere gitse de suçluluk hissetmeden devam edeceğim ve pes etmeyeceğim.
Ana dilim kadar rahat olamayacağımı zaten biliyordum ancak ingilizce yazmaya verdiğim çabayı kendi dilime veremeyeceğim düşüncesi beni gün geçtikçe daha çok huzursuz etti. Belki bir gün ikisine de hak ettiği zamanı harcayıp, iki ayrı blog yazarım. Ama o gün bugün değil.
Blogum için çılgınca fikirler üretme dönemimdeyim. Gittiğim Chagall serginin etkisi hala devam ediyor. Kafamın arkasında dönüp duruyor tablolar. Resimler kullanmak istiyorum sayfa formatının bir parçası olarak ama telef hakları kullanımı konusu beni ürküttüğü için çekiniyorum. Kendi fotograflarımı kullanmak en akıllıcası şu an için.
Vitebsk'i düşünmekten kendimi alamıyorum. AGO'da ki o gün bende birşeyleri sonsuza dek değistirdi. Kendi Vitebesk'imi keşif yolundayım. Kendi içimde her yere taşıdığım o gücün kaynağını bulma yolundayım.
Bakalım sonu nereye varacak bu işin?
No comments:
Post a Comment