Thursday, 8 March 2012

ENTEL DANTEL!

Gerçek bir entellektüel olmanın ne kadar çok şey bildiğinle her zaman doğru orantılı olmadığı kanısına vardığımdan beri kendimi çok entel hissediyorum. Ömrüm boyu arkasından gizlice takip edip, hiç önüne çıkma cesaretini gösteremediğim bu kelime artık bana çok sıcak geliyor.

Bilgiye ulaşmanın dayanılmaz kolaylığından olsa gerek 2000'li yıllar içimdeki bilgi canavarını ortaya çıkardı sanki. Bir tıkla bir dünya ayaklarımın altına seriliyor. Ortaokul yıllarımda en favori kitaplarımdan kim / nasıl / nerede ansiklopedilerimi koklaya koklaya okuduğum günlerdeki  heyecanım tamamen geri gelmiş durumda.

Ne kadar çok şeyi bilmediğimi farkettiğimden beri okuyorum. Kazdıkça derinleşen bir kuyunun içine girdiğimi bile bile. O kadar büyük bir açlık var ki bende daha önce tanımlayamadığım. Selam verip geçmek değil amacım, durup sohbet etmek yabancı dünyalarda. Hatta gecelemek gönlümün dilediğince.

Kelimenin geçtim karşısına. Asıl manasıyla entellektimi geliştirmenin tutkunuyum ben. Her günün ayrı bir gün olmasının peşindeyim. Hindistan'dan bir filozof, adını hiç duymadığım bir ülke, Bukowski, dilbilgisinden ortaçlar ve ulaçlar, Kanuni Sultan Süleyman...Biraz entel biraz dantel....
Çok keyif...

No comments:

Post a Comment